JS Financial News - шаблон joomla Новости
Cumartesi, 24 Şubat 2018

 

bayram tGünümüze ve gönlümüze bir bay­ram sevinci daha doğdu. Orucu farz kılan, ardından ikrâm ve izze­tiyle bayramı bir sevinç günü kılan Cenâb-ı Allah’a sayısız hamdler ve şükürler olsun.

 

Sahi... Sayılı gün mü dersiniz, Ramazanın bereketi mi dersiniz, zamanın tabiatı mı dersiniz; ne dersiniz bilemiyorum, ama otuz gün bir fırtına gibi geçiverdi.

 

Yirmi dokuz gün boyunca Allah’ın emriyle nefsini tâlim ve terbiyeye tâbî tutan Müslümanın, nefsine hakimiyeti tebrik edilmeliydi. Bu bayram, o tebriğin Hak katındaki işâreti ve nişânesi olmalıdır.

 

Bayramı tâ içimizde tadalım öy­leyse. Hayatı, hayatı verenden dolayı sevelim. İnsanlara, insan­ların Hâlık’ı için muhabbet duya­lım. Canlıları ve tüm mahlûkâtı, Rahmân ve Rahîm olan Rab’leri için incitmeyelim. Yaratılanı, Yara­tandan ötürü sevelim.

 

Tüm sevgiler Allah için, Allah nâmına ve Allah hesabına olma­lıdır. Sevdiğimizi Allah hesabına seversek, sevgide bayramı, bay­ramda sevgiyi tadarız; bayram­larımızda Ebediyetin ve Cennetin çığlıklaşan dâvetini buluruz.

 

İçimizden kırgınlık namına, adâvet namına, husûmet nâmına ne varsa silip atmanın başka yolu yoktur zaten.

 

Ve zâten… Âdil-i Hakîm varken, Kahhâr-ı Zülcelâl’e inanmışken, Cebbâr-ı Hafîz’e itimat etmişken, Şedîd’ül-İkâb’a boyun eğmişken, Serîu’l-Hisâb’a güvenmişken; husûmetin, kinin, nefretin, dar­gınlığın, kırgınlığın yeri olmamalı Müslümanın hayatında.

 

İslâmiyet, bundan dolayı günde­minden çıkarmak istiyor adâvet, kin, nefret ve husûmet kavram­larını. İslâmiyet bundan dolayı barışı, kardeşliği, sulhu, sevgiyi, saygıyı yerleştirmek istiyor gönül hayatımıza. Çünkü Kur’ân’a göre insan Allah için vardır ve Allah’a dönecektir!

 

Kur’ân âyetlerinin hemen dört­ten birisi, insanın hesabıyla, ki­tabıyla, yaptıklarıyla, ettikleriyle, yaşadıklarıyla dönüşünün Allah’a olacağını haber veriyor. Buna inanmış, buna itimat etmişsek eğer, nedir bu husûmet, nedir bu kırgınlık, nedir bu dostlarımızla alıp veremediklerimiz?

 

Barışalım! Mutlaka barışalım! Haklılık peşinde koşmayalım. Vazgeçelim. Husûmeti sürdüren bugün haksızdır. Burası mahşer meydanı değil ki hak dâvâ ede­lim! Mahkeme salonu da değildir. Öyleyse hemen bugün barışalım.

 

Silelim gönül dünyamızdan kini, öfkeyi, kırmayı, kırılmayı, darıl­mayı, senliği, benliği!

 

Bugün bayram. Bayramı ba­rışla ve kardeşlikle yaşayalım. Düşmanlıkla, kinle, husûmetle, kırgınlıkla bayram yaşanmadığı gibi, hayat da yaşanmaz. Hayat zehir olur. Bu fânî dünyâ için de­ğer mi? Âhirette ise, onun hesabı Allah’a aittir. Allah Serîu’l-İkâb’tır. Öyle değil mi?

 

Hoşumuza gitmeyen tecellîleri, sevmediğimiz davranışları, tu­tarsız gördüğümüz hareketleri, seviyesiz bulduğumuz tutumları kınamayalım; gerek yok. Aldırma­yalım, geçelim.

 

Bir Serîü’l-Hisâb var; kaydettiri­yor, yazdırıyor, çizdiriyor, görüntü­sünü alıyor; biz merak etmeyelim.

 

Biz sevelim sadece. Biz sadece muhabbet fedâîsi olalım! Şeytan husûmeti, kini, nefreti, adâveti kime yutturursa yuttursun! Bun­dan bize ne? Müslümandan uzak dursun husûmet! Müslüman, bay­ramlara lâyıktır!

 

Biz bayramımızı yaşayalım! Bay­ramı kendimiz için, dostlarımız için, insanlar için Cennet yapalım! Bayramımız Cennet olsun! Her günümüz bayram olsun! Şeytan­sa, hasedinden kahrolsun!

 

Çocukları, yaşlıları, hastaları, kim­sesizleri, yetimleri, mâsumları, mazlûmları, bizden ilgi bekleyen­leri, musîbete düşenleri unutma­yalım bugün. Onlarla ya elimizle, ya gönlümüzle, ya dilimizle, ya duâmızla birlikte olalım. Rab­bimizden esenlikler, kolaylıklar, hayırlar, yardımlar ve iyilikler dileyelim onlar için.

 

Allah Resûlü’nün (asm); “Allah’a ve Âhiret Gününe îmân eden komşusuna eziyet etmesin! Allah’a ve Âhiret Gününe îman eden misâfirine ikrâm etsin! Allah’a ve Âhiret Gününe îmân eden hısımlarına, akrabala­rına, yakınlarına, dostlarına ve arka-daşlarına muhakkak ulaşsın! (Kendisine ulaşanlara müşfik davransın) Allah’a ve Âhiret Gününe îmân eden ya hayır söylesin, veyahut sus­sun!” ferma-nını doyasıya yaşa­yacağımız gündür, bugün.

 

Ulaşalım; gönlümüzü, kalbimizi, en sıcak sevgi ve ilgimizi açalım onlara. Onların acılarını, tatlılıkla-rını, sevinçlerini, burukluklarını paylaşalım.

Tüm Müslümanlara eşiyle, dos­tuyla, sevdikleriyle, yakınlarıyla, akrabalarıyla iç içe, gönül gönüle, acı tatlı her şeylerini paylaşacak­ları bir bayram temennî ederiz.

 

Günümüze ve gönlümüze bir bay­ram sevinci daha doğdu. Orucu farz kılan, ardından ikrâm ve izze­tiyle bayramı bir sevinç günü kılan Cenâb-ı Allah’a sayısız hamdler ve şükürler olsun.

 

Sahi... Sayılı gün mü dersiniz, Ramazanın bereketi mi dersiniz, zamanın tabiatı mı dersiniz; ne dersiniz bilemiyorum, ama otuz gün bir fırtına gibi geçiverdi.

 

Yirmi dokuz gün boyunca Allah’ın emriyle nefsini tâlim ve terbiyeye tâbî tutan Müslümanın, nefsine hakimiyeti tebrik edilmeliydi. Bu bayram, o tebriğin Hak katındaki işâreti ve nişânesi olmalıdır.

 

Bayramı tâ içimizde tadalım öy­leyse. Hayatı, hayatı verenden dolayı sevelim. İnsanlara, insan­ların Hâlık’ı için muhabbet duya­lım. Canlıları ve tüm mahlûkâtı, Rahmân ve Rahîm olan Rab’leri için incitmeyelim. Yaratılanı, Yara­tandan ötürü sevelim.

 

Tüm sevgiler Allah için, Allah nâmına ve Allah hesabına olma­lıdır. Sevdiğimizi Allah hesabına seversek, sevgide bayramı, bay­ramda sevgiyi tadarız; bayram­larımızda Ebediyetin ve Cennetin çığlıklaşan dâvetini buluruz.

 

İçimizden kırgınlık namına, adâvet namına, husûmet nâmına ne varsa silip atmanın başka yolu yoktur zaten.

 

Ve zâten… Âdil-i Hakîm varken, Kahhâr-ı Zülcelâl’e inanmışken, Cebbâr-ı Hafîz’e itimat etmişken, Şedîd’ül-İkâb’a boyun eğmişken, Serîu’l-Hisâb’a güvenmişken; husûmetin, kinin, nefretin, dar­gınlığın, kırgınlığın yeri olmamalı Müslümanın hayatında.

 

İslâmiyet, bundan dolayı günde­minden çıkarmak istiyor adâvet, kin, nefret ve husûmet kavram­larını. İslâmiyet bundan dolayı barışı, kardeşliği, sulhu, sevgiyi, saygıyı yerleştirmek istiyor gönül hayatımıza. Çünkü Kur’ân’a göre insan Allah için vardır ve Allah’a dönecektir!

 

Kur’ân âyetlerinin hemen dört­ten birisi, insanın hesabıyla, ki­tabıyla, yaptıklarıyla, ettikleriyle, yaşadıklarıyla dönüşünün Allah’a olacağını haber veriyor. Buna inanmış, buna itimat etmişsek eğer, nedir bu husûmet, nedir bu kırgınlık, nedir bu dostlarımızla alıp veremediklerimiz?

 

Barışalım! Mutlaka barışalım! Haklılık peşinde koşmayalım. Vazgeçelim. Husûmeti sürdüren bugün haksızdır. Burası mahşer meydanı değil ki hak dâvâ ede­lim! Mahkeme salonu da değildir. Öyleyse hemen bugün barışalım.

 

Silelim gönül dünyamızdan kini, öfkeyi, kırmayı, kırılmayı, darıl­mayı, senliği, benliği!

 

Bugün bayram. Bayramı ba­rışla ve kardeşlikle yaşayalım. Düşmanlıkla, kinle, husûmetle, kırgınlıkla bayram yaşanmadığı gibi, hayat da yaşanmaz. Hayat zehir olur. Bu fânî dünyâ için de­ğer mi? Âhirette ise, onun hesabı Allah’a aittir. Allah Serîu’l-İkâb’tır. Öyle değil mi?

 

Hoşumuza gitmeyen tecellîleri, sevmediğimiz davranışları, tu­tarsız gördüğümüz hareketleri, seviyesiz bulduğumuz tutumları kınamayalım; gerek yok. Aldırma­yalım, geçelim.

 

Bir Serîü’l-Hisâb var; kaydettiri­yor, yazdırıyor, çizdiriyor, görüntü­sünü alıyor; biz merak etmeyelim.

 

Biz sevelim sadece. Biz sadece muhabbet fedâîsi olalım! Şeytan husûmeti, kini, nefreti, adâveti kime yutturursa yuttursun! Bun­dan bize ne? Müslümandan uzak dursun husûmet! Müslüman, bay­ramlara lâyıktır!

 

Biz bayramımızı yaşayalım! Bay­ramı kendimiz için, dostlarımız için, insanlar için Cennet yapalım! Bayramımız Cennet olsun! Her günümüz bayram olsun! Şeytan­sa, hasedinden kahrolsun!

 

Çocukları, yaşlıları, hastaları, kim­sesizleri, yetimleri, mâsumları, mazlûmları, bizden ilgi bekleyen­leri, musîbete düşenleri unutma­yalım bugün. Onlarla ya elimizle, ya gönlümüzle, ya dilimizle, ya duâmızla birlikte olalım. Rab­bimizden esenlikler, kolaylıklar, hayırlar, yardımlar ve iyilikler dileyelim onlar için.

 

Allah Resûlü’nün (asm); “Allah’a ve Âhiret Gününe îmân eden komşusuna eziyet etmesin! Allah’a ve Âhiret Gününe îman eden misâfirine ikrâm etsin! Allah’a ve Âhiret Gününe îmân eden hısımlarına, akrabala­rına, yakınlarına, dostlarına ve arka-daşlarına muhakkak ulaşsın! (Kendisine ulaşanlara müşfik davransın) Allah’a ve Âhiret Gününe îmân eden ya hayır söylesin, veyahut sus­sun!” ferma-nını doyasıya yaşa­yacağımız gündür, bugün.

 

Ulaşalım; gönlümüzü, kalbimizi, en sıcak sevgi ve ilgimizi açalım onlara. Onların acılarını, tatlılıkla-rını, sevinçlerini, burukluklarını paylaşalım.

Tüm Müslümanlara eşiyle, dos­tuyla, sevdikleriyle, yakınlarıyla, akrabalarıyla iç içe, gönül gönüle, acı tatlı her şeylerini paylaşacak­ları bir bayram temennî ederiz.

Giriş

btn vefatlar u

Makale Görünüm Sayısı
19548

48 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Güzel Sözler

İslamiyet güneş gibidir, üflemekle söndürülmez gündüz gibidir, göz yummakla gece olmaz. Gözünü kapayan, yalnız kendine gece yapar.

  VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI    

MAHALLEMİZ SAKINLERİNDEN
TAHSİN TÜRKASLAN
VEFAT ETMİŞTİR.
MERHUMA ALLAH'DAN RAHMET
KEDERLİ AİLESİNE VE YAKINLARINA
SABIR DİLERİZ.
       ÇINAROBALILAR DERNEĞİ